İşadamı dokuma halılarına gözü gibi bakıyor!
Çaycuma ilçesine bağlı Karapınar beldesinde tekstil fabrikası sahibi olan İstanbullu işadamı dedesinden kendisine kaldığı dokuma halı mirasına gözü gibi bakıyor.
Çaycuma ilçesi Karapınar beldesinde faaliyet gösteren Laya Art isimli tekstil fabrikasının sahibi Gökhan Gözbaşı, dedesinden miras kalan dokuma halı ve kilimlerine gözü gibi bakıyor.
"13 yaşımdan beri bende kalan bir ata mirasıdır"
Laya Art isimli tekstil firmasının sahibi olan 54 yaşındaki Gökhan Gözbaşı, 13 yaşından bu yana dedelerinden kalma halı mirasını devam ettirdiğini, ileride çocuklarına bu mirası bırakmak istediğini ifade etti. Aile geleneğini sürdürerek yaklaşık 3 bin halıya sahip olduğunu söyleyen Gökhan Gözbaşı, Yahyalı yöresine ait halılarıyla hobisini sürdürüyor. Senede bir yıl güneşe serdiği halıları yurtdışından getirdiği özel ilaçlarla koruduğunu ifade eden Gökhan Gözbaşı, "Ben halı sevdalısı bir insanım. Çünkü dededen kalma aile mirasıdır bizde. ‘Kayseri Yahyalı Halıları' Türkiye'nin halı sektörünün ilkleri arasındadır. El emeği göz nurudur. 13 yaşımdan beri bende kalan bir ata mirasıdır. Dedemle beraber halı pazarlarında dolaşmak, onları imal ettirmek, tamir edip sergilemek benim için ayrı bir zevkti. Bu içimde kalan ukdeyi son 5 senedir yaptığım çalışmalarla aşağı yukarı 3 bin civarında halı ve kilim topladım Türkiye'nin çeşitli yörelerinden. Türkiye'de Yahyalı yöresinin en çok halısına sahip insanım. El emeği, göz nuru halılarımızı depoluyoruz. En büyük derdimiz güvedir. Senede 1defaya mahsus olmak üzere güneşlendiriyoruz. Yatak şeklinde serip her yatağa bunların özel güve ilaçlarını getirtip ilaçlayıp aralarına naftalin koyuyoruz. Sonrasında üst üste dizerek bloklar halinde muhafaza ediyoruz. 15 günde bir camları açarak havalandırıyoruz, güve ilacı sıkıyoruz. Güve dışında sıkıntı olmaz. Bizim Yahyalı halılarımız aşağı yukarı 25 senedir dokunmuyor. Çünkü halılar iş makinalarına döndü. Kıymeti harbiyesin kalmadı ama bu mirası gelecek kuşaklara taşımak babında bir çalışmam var. İnşallah başarılı olurum. Benden sonrada çocuklarım bu işi devam ettirir. Biraz pahalı fakat bu bağlamda böyle güzel bir hobimdir" dedi.
"Benimki bir sevda"
Gözbaşı sözlerine şöyle devam etti; "Dokuma halılar Türklerin Orta Asya'dan binlerce yıllık kültürünü yansıtan bir sanattır. El dokuması Anadolu halılarının nasıl yapıldığını çocukluğumdan itibaren yaşayarak öğrendim. O kadar zahmetli bir iştir ki. O halılarda bir kadının göz yaşları var, çilesi var, anıları var. Her halının kendine göre bir hikayesi var. El dokuması halılara ‘Kirman' diye tabir ederiz. Kirman dönen bir topaç şeklinde bir alettir. Koyunun sırt kısmı kırpıldıktan sonra alınır akarsuda yıkanır. Tel tarakla tiftik haline getirilir. Torbalara konup kirmanla ip haline getirilir. Yapılan bu ipler kök boya dediğimiz natürel boyalarla boyanır. Mesela beyaz rengi elde etmek için çamura yatırılır, yeşil olması için ceviz kabuğuyla kaynatırız. 130'a 260 halıyı bir kadın 2 ayda anca dokur. Bunun zahmetini, emeğini bildiğim için benim için çok kıymetli. Çünkü benim çocukluğum, hatıralarım, büyük emek demek. Yabancılar bu halıların kıymetini biliyor. Bizim piyasamızda 5 bine, 10 bine alınan bir halı yurtdışında 10 bin, 20 bin dolara satılıyor. Maalesef Türkiye şartlarında şuan için iç piyasa bulamıyor ama dış piyasa ciddi alıcısı olan sektör. Anadolu halıları Amerika'ya, Avrupa'ya, Japonya'ya gitti, bizde kalmadı. Şuan son demlerini yaşıyor. Çünkü üretmiyoruz, bitti olay. Kültürümüz kayboluyor. Bende buna binaen işin ucundan tutmak istedim. Benimki bir sevda."