AKP iktidarında hak aramak!..

Çaycuma Star Haber köşe yazarı Recep Karagöz'ün "AKP İKTİDARINDA HAK ARAMAK!." başlıklı yazısı sizlerle...

İnsanın insan olarak yaratılması dolayısıyla doğuştan bir takım haklara sahip olduğuna ve bu hakları hiçbir gücün hiçbir gerekçeyle ortadan kaldıramayacağına inanmaktayım.

İnsan hakkı, kişinin insan olmaktan kaynaklı sahip olduğu, vazgeçilmez, devredilemez temel bir hak demektir. Bunun kaynağı ve temeli ahlakidir. Bazı çevreler/düşünceler bu hakkın kaynağını; hakları teminat altına alan sözleşmelere dayandırmaktadır.

Burada bir ilkeyi daha vurgulamalıyım: İnsan hakları yürürlükteki hukuktan bağımsız değerlendirilmelidir. Hukuksal bir düzenleme olmasa dahi, kişi, insan olmanın sonucu olarak doğuştan sahip olduğu hakların kendisine sağlanmasını talep edebilmelidir.

Hak ve özgürlükler, yaşadığımız yüzyılda hızla gelişip yaygınlaşmasına karşın; İslam dünyasında ve ülkemizde devlet/hükümetler eliyle daraltıldığına ve hatta yok edildiğine tanıklık ediyoruz. 

Bölgemizde toplumların insan haklarına ve insan hakları mücadelesine duyarlılığı da her geçen gün azalmakta; insan haklarına ve bu bağlamda mücadele veren kurum ve kuruluşların yanında değil tam karşısında, gücün yanında yer almaktadır.

Günümüz Türkiye’sinde demokratik ortamda, bireysel ve toplumsal hak arama ve hak savunusu yapmak olanaksız hale gelmiştir.

Hak mücadelesi, iktidar tarafından ya şiddetle karşılık verilmekte, ya da yaftalanarak itibarsızlaştırılmakta, hedef gösterilmekte, cezaevine atılmaktadır.

Hak mücadelesi vermesi gereken STK’lar AKP iktidarının son 10 yılında ya yandaş yapılmış ya  sindirilmiş ya da edilgen hale getirilmiştir.

Türkiye’nin insan hakları sicili hiçbir zaman lekesiz olmadı. Günümüz AKP iktidarında da durum değişmedi. Değişen sadece ve sadece mağduriyet alanıdır. 

Bu nedenle gerçekten adil, çifte standarttan uzak bir insan hakları anlayışının ve mücadelesinin geliştirilmesi bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır.

Haklıyla-haksız, zalimle-mazlum ayrışıncaya kadar, her bir mazlum hakkını alıncaya kadar insan hakları mücadelesi devam etmelidir.

Din, dil, kültür, etnik köken, uyruk aidiyetine bakmadan, mağdur olup olmadığından hareketle, hiçbir ayrım gözetmeden; insan haklarına sahip çıkma onurunu yaşamalıyız.

Türkiye’de bunun yolu kısa vadede siyasetten geçmektedir.

köşe yazısı Recep Karagöz