Duanı oku, mevzu kapansın; öyle mi?

Çaycuma Star Haber Yazı İşleri Müdürü Anıl Taşkıran'ın "Duanı oku, mevzu kapansın; öyle mi?" başlıklı yazısı sizlerle...

Zonguldak kara günlerinden birini yaşadı.

Cumhuriyetin şehri Karaelmasın, alın terinin başkenti olan Zonguldak yine kara güne erdi.

Daha önce Ereğli Kömür İşletmeleri olarak çalıştırılan maden ocakları,

TTK adıyla devletin himayesinde, kontrollü olarak çalıştırılmaya başlandı.

Yıllarca maden sektöründe 50-60 bin norm kadro ile çalışan maden işçisi sayısı günümüze kadar düşerek 7 bin 500 olarak kaldı.

Yıllardır dilimizde tüy bitti.

Zonguldak'taki maden ocakları, yerin altında enerjinin Türkiye'yi ısıttığı Kömürü çıkartmak her kişinin harcı değil.

Zonguldak ve çevresindeki tüm köylerde çalışan maden işçileri bu alın terinin ne olduğunu,

Nasıl bir kıymetli maden adı altında çıkarıldığını herkesten iyi biliyor.

Bir insan anasından doğduğu gibi "Madenci" olup, yerin altındaki cevheri, yeryüzüne çıkartıp evine ekmek götürmeye çalışıyor.

Ama kelle koltukta bu işi yapıyor.

Zonguldak, Bartın'daki maden sektörü Türkiye'nin en büyük maden yataklarının olduğu yer.

Burada çalışan maden işçilerinin ağır yükünü hiç unutmamak elde değil.

Madene giren bir madenci "Uğur ola madenci" diye giderken,

Maden ocağından çıkınca, yüzü kara, göz kenarlarından akan siyah gözyaşı ile çıkıyor yeryüzüne.

"Geçmiş olsun" deniliyor.

Ama yerin altından gelen acı bir haber, 

Sadece Zonguldak'ı değil!

Türkiye'yi ayağa kaldırıyor.

Unutmadık Kozlu faciasını,

Unutmadık Karadon faciasını,

Unutmadık Amasra faciasını,

Ve unutmadık o Soma faciasını.

Yanan bizdik, ama siz kömür sandınız!

Aslında yanan madenci,

Aslında yanan ocaklar,

Aslında yanan Zonguldak!

Siz ama siz kömür sandınız!

Bu satırları yazarken Zonguldak yine acı haberle yankılandı.

Armutçuk maden ocağında -452 kodundan gelen bir acı haber,

Derinden yaraladı Zonguldak'ı.

Yine ocaklar söndü.

Yine gözyaşları hiç dinmedi.

Peki ne olacak bu işin sonu?

Hiç düşündünüz mü?

Birileri bu olayları "Kader", "Alın yazı" diye nitelendirirken,

Bizler neden hep kandırılıyoruz!

Yazık!

Öyleyse bu sadece şu şekilde mi bitecek.

Duanı oku, mevzu kapansın.

Öyle mi?

"Kader" diye birşey yoktur.

Asıl konu sorumsuzluktur!.

Gerisi, takdir artık kamuoyunun...

köşe yazısı Anıl Taşkıran Çaycumastarhaber