KANTARCI'NIN MEKTUBU

Çaycuma Star Haber Yazı İşleri Müdürü Anıl Taşkıran'ın 'KANTARCI'NIN MEKTUBU' başlıklı köşe yazısı...

Mahalli İdareler Yerel Seçimine bugünü saymazsak 11 gün gibi bir süre kaldı.

Bu 11 günlük süre zarfında Çaycuma'nın mevcut belediye başkanı olan Sayın Bülent Kantarcı yeniden CHP'den aday oldu.

Sayın Kantarcı her seçim yılında seçmene kapı kapı kurdele içinde bağlanmış şekilde mektup geleneğini sürdürdü.

Taa ki 2014 ve 2019 seçiminden önce yaptığı gibi her seçmenin kapısında mektup koyuyor.

Bu mektuplar şimdi 2024 yani içinde bulunduğumuz yerel seçim öncesinde yeniden kapı kapı dağıtılmaya başlandı. 

2014 ve 2019 yıllarındaki yerel seçimlerde benim ikametgahım burada olmadığı için oy kullanmadım. 

O zamanki ikametgahım Kilimli ilçesine bağlı Türkali Köyü'nde idi.

Bu zamanlarda ben muhtarlık ile İl Genel Meclisi üyesi seçtim.

Açık konuşmak gerekirse her iki seçimde de ben İl Genel Meclisi oyum tabi ki AK Parti idi.

Bunu da gönül rahatlığı ile söyleyebilirim.

2021 yılında ise ikametgahımı Çaycuma'ya taşıdım. Tabii aynı süreçte de aynı mesleği icra ediyordum ve halende devam ettiriyorum.

Şimdi gelelim Sayın Kantarcı'nın her seçmene gönderdiği mektubuna. Bu mektubun başında ismim ve adresim bulunmakta. Şimdi Sayın Kantarcı bu mektubu göndermeden önce elinde bulundurduğu adres listesinde (İkametgah) tabiki bende varım.

Sayın Kantarcı gönderdiği mektubun ilk cümlesinde 'Sizlerin desteği ve yepyeni bir heyacanla 2014'te Çaycuma'nın hizmetine koyulduk' sözlerine yer vermiş.

Buna yanıt olarak, bir aday olarak aday olup Çaycuma'nın karşısına çıkabilirsin, buna kimse birşey diyemez. 

Yine Sayın Kantarcı, '2019 yılındaki seçimlerde bana çok daha büyük güç vererek, açık farkla desteğini gösterdiniz' cümlesini ifade etmiş.

Bir kere ben 2019 yılında burada ikametgahım yoktu, olmuş olsaydı da kusura bakma ama açıkça söylemek gerekirse 'OY VERMEZDİM'.

Sayın Kantarcı, mektubunda ifadelerine devam etmiş; 'Yaklaşık 145 kişi ile devraldığım belediyemiz şu anda 400 çalışana yaklaştı.'

1 dakika!!! Buraya virgül koyarak yanıt vereyim. Bu doğal hakkımız. Sayın Kantarcı, Belediye de çoğaltığın 400 personelin yarısı o zaman neden Zonguldak'tan servis ile gidip geliyor? Demezler mi adama Çaycuma'da adam kalmadı diye?

Belediye çalışmalarına gelince Çaycuma'ya yapılan hizmete karşı değiliz ama Çaycumalılar senin şahsından şikayetçi desek nasıl olur?

Sayın Kantarcı cümlelerine devam ediyor; 'Kesintisiz akan tertemiz içme suyu sağladık' diye bir ifade geçiyor.

Çaycuma'da kim temiz ve içilebilir su içiyor? Temiz ve içebilir dediğimiz su, bir tarafta 15 TL, bir yanda 10 TL, öbür tarafta 20 TL, son bir tarafta 30 TL neden bu dengesizlik ve ayarsızlık var! Peki bu adaletli anlayış mı?

Sayın Kantarcı demiş yine; "Çaycuma'nın her tarafı değerlendi, yeşil alanları çoğaldı, planlı, düzenli ve disiplinli gelişen şantiyeye dönüştü' ifadelerini kullanmış.

Eeee bize de yanıt vermek düşer. Bir kere Sayın Kantarcı, Çaycuma'nın her tarafı değerlendi derken, bu değerlendi ifadesi MÜTEAHHİTLER'e mi değerlendirildi?

Sayın Kantarcı mektubunda ifadelerine devam ediyor; Diyor ki Sayın Kantarcı; 'Çaycuma Belediyesi, çalışanları arasında kimsenin kollanmadığı, kimsenin itilip kakılmadığı bir yapıya sahip oldu' diyor. 

Buna da bir yanıt verelim. Belediye de birisine kızıp o kişiyi çöpe süren, afadersiniz barınağa süren, normal bir işçi sınıfındaki kişiyi başka birimden başka birime süren bir belediye anlayışı nerede görülmüş?

İstasyon Mahallesi'ne açtığınız çocuk kreşine lafımız yok. Güzel bir hizmet. Onda hem fikiriz. Ama İstasyon Mahallesi, Gemiciler'i, Kabuklar'ı, Oyka tarafını geçtiğimiz Temmuz ayında yaşanan selin ardından mahkum bırakan bir belediye ilk kez gördük!.

Gelelim Atatürk Spor Merkezi'ne...

Burayı daha önce (Küs olmadığınız gazeteciler) Çaycumalı basın mensuplarıyla gezdiniz. Orada sarf ettiğiniz bir cümleyi iyi hatırlıyorum. Atatürk spor merkezindeki havuzdan gazeteciler yararlansın dediniz. Ama sonradan bu yararlanma kelimesi havada kaldı. 

Gelelim yine en önemli konuya. Atatürk Spor Merkezi'nde SPA ve masaj salonu açıldı. Ama burada ne dolaplar döndüyse o işi yapan kişi ve kişiler, kadınların çıplak görüntüsünü almaya başladı! Yalan mı?

Sayın Kantarcı 'Kimseye düşmanlık yapmadık, toplumun tüm kesimleri ile iyi ilişkiler kurduk' demişsiniz.

Siz ilk önce benimle bağlarımı kestiniz? Neden mi bir haber yüzünden...

Şu mesajı da bana attınız ' Bu zırvalık haber sana mı ait?' Sonra da Facebook, Whatsapp ve tüm sosyal ağlardan anında engellediniz!

Siz atıştığınız, dalaştığınız insanlarla hemen sosyal ağları kopardığınız gibi anında engel yönüne gitmeyi, mıknatısın zıt kutupları gibi zıtlaşma prensibinden yanasınız!

Aslında çok yazacak şeyler var ama şimdilik buraya kadar.

Sormadan geçemeyeceğim.

Bu mektupları seçmenlere gönderirken ve bastırırıken, ÇAYBEL'in kaynaklarından mı yararlandınız? Yoksa kendi cebinizden mi?

Yazıma son verirken seçimlere 11 gün kaldı, ben kendi kararımı gidip, özgürce ve vicdanımla baş başa kalarak oy vereceğim!. 

O yüzden gerisi bende kalsın!.