Çaycuma Kaymakamlığı Basın Birimi Basat Köyü'ndeki 100 yıllık Osmanlı geleneğini keşfetti. Köyde yaşayan 73 yaşındaki helva ustası Mustafa Karaca, 100 yıllık geleneğini nasıl şekilde yürüttüğünü ve günümüze kadar geldiğini anlattı.Çaycuma ilçesine bağlı Basat Köyü’nde, Osmanlı döneminden günümüze kadar uzanan yaklaşık 100 yıllık helva geleneği, 73 yaşındaki helva ustası Mustafa Karaca’nın ellerinde yaşamaya devam ediyor. Dededen babaya, babadan oğula ve şimdi de toruna uzanan bu köklü meslek, zamanın yıpratıcı etkisine rağmen hâlâ aynı özen ve ustalıkla sürdürülüyor.HELVACILIK GEÇİM KAPISI DEĞİL, EMANET VE SORUMLULUKBasat Köyü’nde yaşayan Mustafa Karaca, oğlu Mehmet Karaca ve torunu Mustafa Karaca ile birlikte evlerinin avlusunda geleneksel yöntemlerle helva üretimini sürdürüyor. Yarım asrı aşkın süredir bu mesleğin içinde olduğunu belirten Karaca, helvacılığın kendisi için sadece bir geçim kapısı değil, aynı zamanda bir emanet ve sorumluluk olduğunu vurguluyor.BABASI OĞLUNA VASİYET ETTİ, MESLEĞİ BIRAKMADIMustafa Karaca, mesleğe nasıl başladığını açıklayarak; “Benim babam bu işi tam 50 sene yaptı. Ben de 10-15 yaşlarındayken onun yanında başladım. Yıllarca birlikte çalıştık. Babam vefat ettikten sonra da bu işi bırakmadım. Zaten vasiyeti de vardı; ‘Bırakma’ dedi. Şimdi 73 yaşındayım, eski gücüm yok ama bu ustalığı yaşatmak için elimden geleni yapıyorum.” dedi. HELVANIN HER YÖREYE UYGUN BİR İSMİ VARBölgeden bölgeye farklı isimlerle bilinen bu geleneksel tatlı, Zonguldak yöresinde “ceviz helvası” olarak anılırken, Çankırı’da “taş helva”, Bolu’da “koz helva” ve bazı bölgelerde ise “şakşak helva” adıyla biliniyor. Mustafa Karaca’nın oğlu Mehmet Karaca ise helva yapımının zahmetli ve sabır isteyen bir süreç olduğuna dikkat çektiğine ifade ederek; “Bu işin fabrikasyonu yok, tamamen el emeğine dayanır. Parmaklar çalışır. Başlangıcından son aşamasına kadar yaklaşık 5 saat süren yorucu bir süreçtir. Özellikle Ramazan ayında ateş başında çalışmak daha da zor oluyor. Yeni nesil gençlerin çok ilgi gösterdiği bir meslek değil ama biz aile olarak sürdürmeye kararlıyız.” diye konuştu. 150 YILLIK KÜREK DEDESİNDEN MİRAS KALDIKaraca ailesinin kullandığı ekipmanlar da bu geleneğin derin köklerini gözler önüne seriyor. Mustafa Karaca’nın halen kullandığı helva küreğinin en az 150 yıllık olduğunu belirten usta, bu küreğin dedesinden kendisine miras kaldığını ifade ediyor. 73 yaşındaki Mustafa Karaca; “Dedem de bu işi 50-60 yıl yapmış. Sonra babam sürdürdü, ardından ben devraldım. Helvamız sadece çöven, limon tuzu ve şekerle yapılır. İçine başka hiçbir katkı maddesi girmez. Son aşamada ceviz katılır ve işlem tamamlanır.” ifadelerine yer verdi. HELVACILIK MESLEĞİNİ TORUNUDA YAŞATIYORGeçmişte Basat Köyü’nde yaklaşık 20 helva ustasının bulunduğunu söyleyen Karaca, zamanla bu ustaların çoğunun mesleği bırakması veya hayatını kaybetmesi nedeniyle geleneğin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını belirtiyor. Bugün ise bu miras, ailenin genç temsilcisi tarafından yaşatılmaya devam ediyor. 27 yaşındaki torun Mustafa Karaca, ailenin beşinci kuşağı olarak bu mesleğe destek verdiğini ifade ederek; “Ailemizin bu geleneğini sürdürmek için elimden geleni yapıyorum. 100 yıl önce nasıl yapılıyorsa bugün de aynı doğallıkla üretmeye devam ediyoruz. Gücümüz yettiği sürece bu ustalığı yaşatacağız.” sözleriyle tamamladı. GELECEK NESİLLERE ÖNEMLİ BİR DEĞER BIRAKACAKBasat Köyü’nde sürdürülen bu geleneksel üretim, yalnızca bir tatlı yapımından ibaret değil; aynı zamanda kültürel bir mirasın korunması anlamına geliyor. Karaca ailesi, Osmanlı’dan günümüze ulaşan bu ustalığı yaşatarak hem geçmişe sahip çıkıyor hem de gelecek nesillere önemli bir değer bırakıyor.















