TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Zonguldak İl Temsilcisi Tuğrul Dereli, Dünya Gıda Günü Haftası nedeniyle açıklamalarda bulundu. Dereli, “Gıda güvencesinin sağlanamadığı bir dünyada, adil ve demokratik bir düzen içinde yaşayabilmek hayal olacaktır.” diye konuştu.
Dereli açıklamasına gıda güvencesinin her yıl daha da zorlaştığını da altını çizerek şu ifadelere yer verdi;
"Gıda güvencesi, sağlıklı ve aktif bir yaşam sürdürebilmek için, bütün insanların, ihtiyaç duydukları temel gıdalara fiziksel ve ekonomik olarak her zaman erişebilmeleridir. Gıda güvencesi her geçen yıl daha da zorlaşıyor. Pandemi süreci, son 10 yılda artan etkilerini yaşamakta olduğumuz iklim değişikliği, su kaynaklarının kirlenmesi, ormanların, sulak alanların ve çevrenin tahrip edilmesi, tarım alanları ve meraların amaç dışı kullanılması, artan nüfus, mülteci akını gibi sorunlar yakın gelecekte su krizine, toprak kıtlığına ve dolayısıyla gıda krizine neden olacaktır.
"KENDİ KENDİNİ BESLEYEN ÜLKE"
Özellikle Covid-19 pandemisi, dünyaya gıdanın stratejik önemini ispatlamıştır. Bu süreçte endüstrileşmiş ülkeler kendi üretimlerini ve stoklarını artırmaya çalışmış, ihracat yasakları koymuş, dış ticaret hacmini daraltmış ve korumacılık önlemleri almışlardır. Bu şekilde tedarik kanallarında yaşanan aksamalar, “Kendi Kendini Besleyen Ülke” olmanın hayati önemini gözler önüne sermiştir.
"YAŞAMAK İÇİN SUYA İHTİYAÇ DUYMAKTAYIZ"
Su, dünyada canlı hayatın devamı için gereklidir, su olmazsa hayat olmaz. Dünya yüzeyinin dörtte üçü, vücudumuzun %50’sinden fazlası su içerir, yine gıdamızı üretmek ve yaşamak için suya ihtiyaç duymaktayız. Küresel Isınma ve İklim değişikliği, özellikle son yıllarda insan eliyle “kriz” haline dönüştürülerek, aşırı yağışlar, su baskınları, can kayıpları, aşırı sıcaklar, kuraklık olarak dünya ülkelerinin gündeminde sıkça yer almaktadır.İçilebilir su kaynaklarımızın ve tarımsal üretimin hızla azalması, sorun çözücü tarım, gıda ve su politikalarının oluşturulmaması, gelecekte gıda güvencesi için duyulan endişeleri arttırmıştır.
"800 MİLYONUN ÜZERİNDEKİ İNSAN HER 10 KİŞİDEN BİRİ YATAĞA AÇ GİRİYOR"
İklim değişikliğinin sebep olduğu ciddi sorunların çözümü için hızlı adımların atılması gerekirken, savaşlar çıkıyor, küresel çıkar çatışmaları büyüyor, gelir adaletsizliği artmaya devam ediyor, çocuklarımız, gençlerimiz sağlıklı beslenemiyor, gelecek planları yapamıyor. Birleşmiş Milletler öncülüğünde, 193 ülkenin 2019 yılında imzaladığı “Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları” ndan SIFIR AÇLIK, 2030 için ulaşılabilir olmaktan çok uzaktadır. Hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği günlerin maalesef yakın bir gelecekte gerçekleşmesi zor görünüyor. Gıda güvencesinin sağlanamadığı bir dünyada, adil ve demokratik bir düzen içinde yaşayabilmek hayal olacaktır. Bugün dünyada 800 milyonun üzerinde insan yani her 10 kişiden biri yatağa aç girmektedir.
"SORUMLULUK ALMAK HEPİMİZİN ORTAK TOPLUMSAL GÖREVİDİR"
Ülkemizde ise insanlarımızın %22`si yeterli gıdaya ulaşamamakta %8,5`u ise açlık sınırında yaşamaktadır. İnsanlık için kâbus olan bu yokluğu ve yoksulluğu yenmek için sorumluluk almak hepimizin ortak toplumsal görevidir. Unutulmamalıdır ki, dünya üzerinde üretilen tarım ve gıda ürünleri 8 milyarı geçen dünya nüfusunu beslemeye yetecek miktardadır. Eğer dünyada açlık varsa bu yetersiz bitkisel ve hayvansal ürünler ve gıda arzından değil, adaletsiz gelir dağılımından kaynaklanmaktadır. Yaşadığımız gıda krizinden kurtulabilmek ve gıda güvencesini sağlamak için üretim ekonomisini, kamusal ve toplumsal çıkarları ve planlı kalkınmayı önceleyen “Kamucu Tarım ve Gıda Politikalarını savunmakla ve yaşama geçirmekle mümkündür. Dünya Gıda Günümüz Kutlu Olsun."













