Daha önceki bir yazımda da dikkat çekmiştim.
14 Mayıs seçiminin en önemli yanı; seçmen, otoriter yönetimin devamı ile demokratik bir yönetime geçiş önerisi arasında bir seçim yapacak.
Bu cümleyi kurduğunuz anda şöyle bir itirazla karşılaşıyorsunuz: demokrasinin olmadığı yerde seçim nasıl yapılıyor.
Seçim yapılan her ülkenin demokrasi ile yönetildiği söylenemez. Bırakın otoriter bir sistemi saltanat, krallık, diktatörlük gibi rejimlerle yönetilen ülkelerde de seçim yapılır, yapılıyor.
Sözün özü, tek başına seçim demokrasinin tarifi olamaz. Lakin demokrasilerde de seçim vardır ve demokrasinin yalnızca bir cüzüdür.
Demokrasinin kökleri Antik döneme kadar uzanır. İlk olarak eski Yunanistan’da, şehir devletlerinde uygulandığı bilinir.
18. ve 19. yüzyıllarda demokrasi, Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi ve Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi ile hızlıca yükselen bir değer haline gelmiştir.
Türkiye’de demokrasiye geçme çabaları 200 yıl öncesine dayanır. 1808’de Sened-i İttifak ile başlayan, 1876’da Kanun-i Esasi’nin ilanı ile gelişerek devam eder. Cumhuriyetin kurulması ile günümüze kadar, belli dönemlerde kesintiye uğrasa da kör topal gelebilmiştir.
Demokrasilerde en önemli ilkelerden biri “Güçler Ayrılığı” kuralıdır. Demokrasi, yasama, yürütme, ve yargı kurumlarının ayrılığı ve bu üç kurumun birbirlerini denetlemelerini sağlamaktadır.
Türkiye’de 2018 yılından itibaren uygulanan sistemde bu kural tamamen ortadan kaldırılmıştır. Dahası, şeffaf olmayan, denge-denetim mekanizmaları yerini tek erkin kontrolüne bıraktığı “ucube” olarak nitelendirilen bir sisteme geçilmiştir.
Taraflardan Cumhur İttifakı otoriter yönetimin devamına, Millet İttifakı ise Güçlendirilmiş Parlementer Sistem olarak tanımladığı daha fazla Demokrasi vaadi ile seçmenin oyuna talip oldu.
Seçmen bu iki seçenekten birini tercih edecek.
Demokrasi, siyasal denetimin doğrudan doğruya, düzenli aralıklarla halkın özgürce seçtiği temsilcilerin yönettiği ve tüm yurttaşların eşit sayıldığı bir yönetim şeklidir.
Demokrasi, bugün itibari ile insanlık tarihi boyunca geliştirilen en ideal yönetim sistemidir.
Meşhur Alman Otomobil markası reklamında şu motto ile tanıtılır.
“Biz daha iyisini yapana kadar en iyisi bu.”
Demokrasi için en iyi slogan; daha iyi bir slogan buluncaya kadar en iyisi bu..
14 Mayıs günü sandıkta tercihiniz demokrasiden yana olsun..
Demokrasiye sahip çıkın…
















Ne 40 katır, ne 40 satır! Kötülerin arasından az kötü olanını seçmek zorunda değiliz! Almanlar biz iyisini yapıncaya kadar, en iyisi bu, diyorlarmış! Bizde ki durum: daha az kötü olanını buluncaya kadar bununla idare edin mi? Ben hüdaparlı cumhur la, hdp zihniyetli Akp eskilerinden oluşan 6 lı arasında fark görmüyorum. Dün Akp fetöyle yürürken Akpyle yürüyüp bizi bu Suriye ve PKK batağına çekenler, ırağa düşen bombayla hazineye kredi girecek deyip bu kredileri betona yatıranlar şimdi 6 lı masa da, ben nasıl olurda bizi bu hale getirenlere sırf şimdi yanlarında Chp ve iyip var diye oy veririm. Ben bu rezillerin oyunu almak için taviz üstüne taviz veren Chp yi de iyip ide affetmiyorum! Bunlara oy yok! 20 yıl bu rezil zihniyet yönetiyorsa biz bunu bu basiretsiz muhalefete borçluyuz! En sonun da Atatürk ten de taviz verdiler. Oyum ya Memleket e, ya zafer e! Bir yanda dinle, diğer yanda Atatürk le kandıranlar! Bıktık!
Üstadım biz TOY yaparız