Kısa bir süre önce, Türkiye’de yapılan seçim sürecinde bir partiye ve adaya verdikleri destekle gündeme geldiler. Ardından yaz dönemi tatili için geldikleri bu günlerde yeniden gündem oluşturdular.Mayıs ayından bugüne çok konuşuldular, haklarında sosyal medya mecralarında yorumlara ve eleştirilere maruz kaldılar. Kim bunlar, bütün taraflar açısından basit bir gurbetçilik olayı olarak bakılan, göç edilen ülkelerde “yabancı”, Türkiye’de “Almancı’ olarak sıfatlandırılan Avrupa’nın “yeni yerlileri”.Avrupa’nın yeni yerlileri Türkiyeli göçmenler hakkında, hem buradaki (TR) hem de oradakiler (AB) bağlamında; sosyo-kültürel, ekonomik ve siyaset düzleminde yazılacak çok yazı, söylenecek çok söz var. Hazır gündemi fırsat telakki ederek en azından bir açıdan değerlendirme yapalım. Göç olgusu ve sürecine dair yazacaklarımız bir köşe yazısının sınırlarını zorlar. 62 yılı geride bırakmış bir “göç” sürecine dair tarihin belli bir kesitine ayna tutalım.Türkiye’de “gurbetçi”, Almanya’da “yabancı” fenomenini sonraki yazılara bırakıp; ülkeye tatile/ziyarete/sılayı rahime gelen Avrupa’nın “yeni yerlilerinin” titizlenmelerini anlamamız için uğradıkları istismar ve soyguna dair hafızalarımızı tazeleyelim. Tarihe de not düşelim. Yıllarca psikolojik travmasının sürdüğü, nesilden nesile aktarılan; yakınları, dernekler, vakıflar, siyasi partiler, holdingler ve devlet tarafından nasıl bir istismara, soyguna maruz kaldılar. 1960 darbesi sonrası ülkenin içine düştüğü ekonomik darboğazı aşmak için; bir çare olarak Almanya’ya devlet organizasyonu ile işçi olarak gönderildiler. Birinci kuşağın hayalini kurduğu arsa, ev, traktör ve yatırımları için kazandıkları Markları ülkede değerlendirdikleri esnada başta en yakınları olmak üzere dolandırıldıklarını sonradan fark ettiler.70’li yıllarda devlet ortaklık teklif etti. Devlet-işçi ortaklığı altında yatırım yapıldı. 10 yıl sonra hisselerini devretmek isteyenlere bir sigara paketi alabilecek miktar dahi verilmedi. Sonuçta devlet tarafından dolandırıldıkları ortaya çıktı.70’li ve 80’li yıllarda dini ve milli argümanlarla Türkiye’deki dernek, vakıf, siyasi partiler sahnede yerini aldı. “Önce Türkiye’yi kurtaralım”, “milliyetçilik”, “vatanseverlik”mottosuyla Avrupa’daki uzantılarının birikimlerini istismar ettiler.1990–2000 yılları arasında malum holding furyası. Bu furya, yastık altı diye tabir edilen paraların neredeyse tamamının hortumlanması şeklinde gerçekleşti. Bu soyguna göçmenlerin kendi kurdukları örgütler de bilerek veya bilmeyerek çanak tuttular. Bu soygunun psikolojik travmaları gümüzde halen devam etmektedir.Türkiye’de uzun yıllar iç politika malzemesi olarak da kullanılan “Deniz Feneri ev” davasını; önceden görüp 1999 yılında sorumlu kişi ve kurumlara iletilmesine rağmen hiçbir tedbir ve önlem alınmadı. Kuruluşun başındaki şahsı, içeriden ve dışarıdan tüm şikayetlere rağmen Kanal 7 Avrupa, Deniz Feneri ev. ve Atlas Pazarlama’nın başında tutan(lar), sadece göçmenlerin birikimlerini hortumlamakla kalmamış, benzeri alanda çalışan tüm kurum ve kuruluşların çalışmalarına da darbe vurmuştur.Hatırladığım kadarıyla, Mesut Yılmaz’ın başbakanlık yaptığı ANASOL-D hükümeti yıllarında göçmenlerin TC Merkez Bankası’ndaki mevduatlarının tüm dökümleri Almanya yetkililerine servis edildi. Söz konusu döviz bazındaki hesaplar, bizzat Merkez Bankası Genel Müdürü tarafından Almanya karış karış gezilerek, göçmenlere, bu hesaplardan Almanya’nın haberi olmayacağına dair teminat verildi.Neye karşılık bu hesapların Alman yetkililere servis edildiğini bilmemekle birlikte, göçmenler Alman vergi dairelerinden aldıkları mektuplarda Merkez Bankası’ndaki döviz hesaplarının dökümünü ve ödemeleri gereken vergi miktarıyla karşılaştılar. Yani güvendikleri ve teminat aldıkları devlet tarafından resmen satılmış oldular. Bunun başkaca bir izahı yoktu.Örnekleri çoğaltabiliriz...Sonuç olarak:Yeni vatan edindikleri ülkelerde uyum/entegrasyon sorunları yaşamış, yaşamaya devam eden Türkiyeli göçmenler ülkeye geldiklerinde tersinden uyum sorunu yaşıyor. Yazıda örneklerini verdiğimiz istismarları da tersinden uyum sorunu ile birlikte düşündüğümüzde toplum olarak sorumluluğumuz artıyor.Yapmamız gereken en öncelikli şey, bakış açımızı değiştirmeliyiz.
Genel
Yayınlanma: 14 Ağustos 2023 - 10:11
Türkiyeli Göçmenler, Yaşanan Travmalar, Güven Sorunu!
Çaycuma Star Haber köşe yazarı Recep Karagöz'ün "Türkiyeli Göçmenler, Yaşanan Travmalar, Güven Sorunu!" başlıklı yazısı sizlerle...
Genel
14 Ağustos 2023 - 10:11
















Beter olsunlar...
Beter olması gereken sizin gibi zihniyet! Gurbettekiler yattığı yerden kazanmıyor, sabah 7 de iş başında olmak için sabahın 5 inde kalkıyor, akşam 17 ye kadar inşaatta çalışıp akşam 19 da evde olup gün yüzü görmeden tekrar yatağa giriyor ki ertesi gün yine erken kalkabilesin! Sizin gibilerin çalışmaktansa haberi yok, gününüzü kurtarmak için gurbetçiler gibi saf ve temiz insanları kazıklamaktan başka işiniz yok! Siz beter olun, zaten oluyorsunuz da, kendinize göre de iktidarı seçtiniz, buluyorsunuz belanızı, olan memlekete oluyor, ona üzülüyorum! Bu yazıyı yazan yurt dışına gittiği için biliyor insanların nasıl para kazandığını, ama sizin gibiler sanıyor ki yurt dışında para kazanmak kolay, ama DEĞİL! Yürüyün gidin! Sizin bu zihniyetinizden bıktık!