AKIM AKIM ÇOCUKLUK
Biliyorsunuz sosyal medyada her gün yeni bir akım deneniyor.
Son günlerde bunlardan biri oldukça ilgimi çekiyor;
"Çocukluğumu kahveye çıkardım."
Evet akımın adı bu.
Sosyal medya kullanıcıları,
Kendi çocuklukları karşılarındaymış ve ona kahve ısmarlarken,
Dertleşiyorlarmış gibi içerik üretiyorlar.
Bazıları;
İstediğin ve alamadığımız o ayakkabının şimdi çok fazlasına sahibiz diyor.
Kim ne derse desin sen çok güzelsin diyen var.
Yada yapamam sandığın o derste çok başarılı olacaksın diyen de.
Ağlayarak uyuyakaldığın her şey geçecek diyor biri de.
Gelecekte ki halinden haber veriyor.
Bunun gibi bazen umut,
Bazen teselli,
Bazen tavsiye ama hepsinin ortak paydasında şefkat var aslında.
Kime şefkat?
Kendimize.
O küçük çocuğa.
Çünkü o çocuk görülmemiş,
Sorun yok ben varım denmemiş,
Sırtı sıvazlanmamış,
Geçecek seni seviyorum,
Sen başarısız da olsan,
Hata da yapsan kıymetlisin hissi verilmemiş.
Hepimizin çocukluğuna ısmarlayacağı bir kahve ve ben yanındayım diyeceği bir an vardır.
İsteyen kahveye çıksın,
İsteyen ona bir mektup yazsın.
Ama o çocuğa ulaşsın.
Bunu yaparak kendi çocuklarımızla iletişimin de boyut atladığını göreceksiniz.
Şimdi bizler de çocuklarımızın çocukluğuyuz.
Onların keşkeleri olmayalım.
Sevgimizi koşula bağlamayalım.
Ve her ne yaşarsa bizim orada olacağımızı hissettirelim.
O içimizde ki çocuğu bir kez dinleyebilirsek,
Hem yetişkin olan bizim yaralarımız iyileşecek hem de bir çocuk neye ihtiyaç duyar en iyi biz anlayacağız.











