ZORBALIK
Uzun süredir aklımı meşgul eden bir konu bu.
Yazıya dökmek için beklerken süreci doğru değerlendirmek için;
Alanında uzman kişilerle,
Çocuklarla ve öğretmen arkadaşlarımla görüştüm.
Hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Özellikle de cesur çocuklara :).
Evet son zamanlarda sokakta artan şiddet olayları okullara da zorbalık ve devamında şiddet olarak sirayet ediyor.
Aslında şiddet daha bebeklik döneminde bir içgüdü olarak bulunuyor.
Önce bir şeyler atmayı,
Vurmayı deniyor bebekler.
Burada verilen tepki,
Yapılan yönlendirme bunu ya pekiştiriyor yada söndürüyor.
Bir diğer etken paketli gıdalar.
Etkisini bilmediğimiz katkı maddeleriyle davranışlar arasında bağ kuruluyor artık.
İyi birer etiket okuyucu olmak bize düşüyor.
Ve tabi hepimizin aklına ilk gelen suçlu “Ekranlar”.
Bunun için de yaşına uygun süre ve yaşına uygun içerik diyoruz.
Okullarda zorbalık kimi zaman sözel olarak,
Kimi zaman fiziksel olarak başlıyor.
Erkek çocuklarda genelde fiziksel şiddete dönerken,
Kızlarda duygusal şiddet yaşanıyor.
Ancak etkisi okulun kapısını aşıyor.
Bu sadece fiziksel güvenliği değil,
Ruhsal sağlığı da etkiliyor.
Mağdur çocuk;
Dışlanma,
Korku,
Yalnızlık,
Okuldan soğuma gibi duygularla başbaşa kalıyor.
Peki diğer çocukların ortak özelliği ne?
Sevgi ve ilgi eksikliği.
Bazen de daha önce kendilerinin de zorbalığa uğramış olmaları.
Bu yüzden meseleyi sadece kötü öğrenci olarak görmek yetmez.
Sistemsel bir duyarsızlık yada ihmal bir başka zorbayı doğurabilir.
Görmezden gelmek zorbaya ancak cesaret verir.
Bu noktada okul-aile işbirliği çok önemli.
Sadece zorbalığa uğrayan çocuğun ailesi değil,
Zorbalık gösteren çocuğun ailesi de destek istemekten çekinmemeli.
Okul rehberlik servisleri de mağdur çocuğun sessiz kalmamasını,
Korkmadan kapılarını çalmasını hedefliyor.
Biz de çocuklarımıza zorbalıkla nasıl baş edeceklerini anlatmalı,
Onları korkmamaları ve yardım istemekten çekinmemeleri konusunda cesaretlendirmeliyiz.
Biz elimizden geleni yapalım ki;
Bir çocuğun gözyaşı bizim sessizliğimizden damlıyor olmasın.











