HOŞGELDİN YAREN
Beni bu hafta mazur görün lütfen anne yada çocuk konuşmayacağız.
Biliyorsunuz ülke gündemi yeterince yoğun.
Biz son günlerde hepimizin ihtiyacı olan,
Umut veren,
Neşe kokan bir şeyden bahsedeceğiz.
Yaren Leylek'i konuşacağız.
Hikayesi hepimizi öyle içine alıyor ki,
Tahmin edersiniz beni de aldı.
Ben bir kaç yıldır kuş gözlemcisi sevgili Alper Tüydeş sayesinde haberdarım bu güzel olaydan.
Adeta bir La Fontaine masalı gibi Adem amcayla Yaren'in dostluğu.
Yaren her sene bu zamanlar Bursa Karacabey'de Adem amcanın yaşadığı Eskikaraağaç köyüne geliyor.
Adem amca kayığından ona ismiyle sesleniyor ve kayığa konuyor,
Ardından Adem amca Yaren'i balıkla besliyor.
Bu tatlı ritüelin bu yıl 14. yılı.
Bilenler olarak her sene o gelene kadar yüreğimiz ağzımızda.
Aksini düşünmek bile istemiyoruz.
Yaren geliyor bahar geliyor.
İçimiz ısınıyor.
Vefanın,
Sevginin,
Sadakatin tek bir dili yok demek ki diyoruz.
Kanat dolusu umut taşıyor Yaren bize o uzak yollardan.
Milletçe ihtiyacımız olan da bu değil mi?
Güzel şeylerin de olduğunu,
Gerçek dostluğun bitmediğini görmek.
Ortak sayısız acımız varken,
Bazıları hala kanıyorken,
Ortak bir şeylere heyecan duyabilmek,
Sevinebilmek.
İlaç gibi.
Hele Adem amca kim bilir onun için nasıl güzel bir histir bu.
Acaba Yaren de gelene kadar Adem amcayı düşünüyor mudur?
İyi ki varsınız demek istiyorum ben hepimiz adına,
Ömrünüz çok,
Dostluğunuz daim olsun.











