Bir İlçenin en büyük serveti kurumlar arası diyalogdur.
Son yıllarda Çaycuma’daki kurumlar arası diyalog ve işbirliği konusunda örnek bir ilçe olarak gıpta ile bakılıyor.
Kaymakamlıktan belediyeye, ticaret ve sanayi odasından sivil toplum kuruluşlarına, emniyetten milli eğitime kadar tüm kurumların aynı masada oturabilmesi, aynı hedefe koşabilmesi, ilçemizin geleceği adına en kıymetli sermaye.
Siyaset yarışı var ama birlikte var, Farklı partilerin ilçe başkanlarının bir araya gelip ilçenin ortak gündemini konuşması, Çaycuma’da siyasetin de olgunlaştığını gösteriyor.
Hatırlayın; bir dönem yerel yönetimlerde “ben yaptım oldu” anlayışı hâkimdi.
Bir kurum diğerinin projesini bilmez, bazen de istemezdi.
Sonuç?
Dağınıklık, israf, vatandaşın mağduriyeti.
Oysa Çaycuma’da son yıllarda görülen tablo çok farklı.
Belediye Başkanı Bülent Kantarcı’nın öncülüğünde yürütülen “yerel diplomasi” anlayışı, sadece uluslararası kardeş kentlerle sınırlı kalmıyor; ilçenin içindeki kurumlar arasında da samimi, yapıcı bir diyalog iklimi yaratıyor.
İlçede yapılacak yatırımlara fikir sunan takip eden 2024 Temmuz'undan beri görev yapan Kaymakam Adem Kaya'nın kararlı çabaları var.
Yerel ve Mülki amirin Ankara’daki bürokrasinin önünü açan vadinin yükünü omzunda taşıyan Sayın Vekili Ahmet ÇOLAKOĞLU var.
Geçtiğimiz yıllarda “Çaycumalılar Buluşuyor” gibi etkinliklerde kurum amirlerinin bir araya gelip “Burada güzel işler yapıyoruz, diyalog çok güzel gidiyor” demesi boş laf değildi.
TTK ile belediye arasında diyalog, arama-kurtarma araçlarından OSB projelerine kadar somut işbirliklerine dönüşüyor.
Çaycuma TSO’nun belediye başkanlarına yaptığı nezaket ziyaretleri, “Birlikte çalışacağız” mesajı veriyor.
Kaymakamlık, belediye, müftülük, savcılık ve kent konseyi arasındaki koordinasyon, ilçenin günlük sorunlarının daha hızlı çözülmesini sağlıyor. Birliktelik neden bu kadar önemli?
Çünkü Çaycuma gibi orta ölçekli bir ilçede kaynak sınırlıdır.
Tek başına hiçbir kurum mucize yaratamaz.
Bir okulun bahçesi düzenlenecekse belediye devreye girer, bir yol yapılacaksa İl Özel İdaresinin görüşü alınır, bir sosyal proje için kaymakamlık ve STK’lar omuz omuza verir.
Bu diyalog sayesinde işler “imece” usulüyle ilerler.
İsraf azalır, verim artar, vatandaş “Devlet burada” hissini yaşar.
Üstelik bu diyalog, siyasi parti ayrımı yapmadan da yürüyebiliyor.
Farklı görüşler olabilir, ama ilçenin gelişimi ortak paydadır.
Bu mükemmelliklerin devamı için, gençlerin, kadınların, esnafın sesinin daha güçlü duyulduğu mekanizmalar kurulmalı.
Ama mevcut tablo bile umut verici.
Çaycuma’nın geleceği, binalardan, asfaltlardan veya fabrikalardan daha çok, kurumlar arasındaki güven ve diyaloga bağlı.
Bu iklimi koruduğumuz, güçlendirdiğimiz sürece ne uluslararası projeler eksik kalır ve kurumlarımız birbiriyle konuştukça, Çaycuma da konuşulur olur.
Diyalog devam etsin.
İşbirliği büyüsün.
Çaycuma kazansın.











