TRAFİKTE MÜZİK SUSTU, ÖFKE YÜKSELDİ!
Türkiye'de son günlerde trafik cezaları, özellikle plaka standartları (APP tipi), araç içi ses sistemleri ve gürültü kirliliği konularında yaşanan sert düzenlemeler, milyonlarca sürücüyü doğrudan etkileyerek geniş bir bilgi kirliliği oluştu, vatandaş anlamakta devlet anlatmakta zorluk çekiyor.
Bir tarafta savaş psikolojisi, bir tarafta ağır cezalar vatandaş geçim derdinde şimdi birde seçim de ne olacak derdi çıktı.
Devlet kanun çıkartır, kanunun uygulanması için yönetmelik çıkar ondan sonra uygulamaya geçilir ve vatandaş veryansın yapınca geri adım atılır vallahi kafamız karıştı.
Kimse kamu huzurunu bozacak yetkiye sahip değil, kanun ne dediyse doğrusu odur ama kafalar çok karıştı.
En güzel haberler berberde ve çay ocaklarında tazelenir.
Toplumsal tepkiler şu noktalarda yoğunlaşıyor, Cezalar asgari ücretin 5-10 katına yaklaştı; bir ceza, bir ailenin aylık geçimini bitirebiliyor."zengin öder geçer, fakir bunalıma girer"
Ekonomik kriz ortamında "trafik güvenliği" adı altında "gelir kaynağı" yaratıldığı iddiası yaygın.
"Seçici uygulama" eleştirisi hâkim.
Siyasi konvoylar, düğün konvoyları asker uğurlamaları yüksek sesle gezerken gençlerin arabalarına anında ceza.
Birçok sürücü araçlarındaki sistemleri söktürüyor, ama "yasal mı değil mi" karmaşası sürüyor.
Şöförler Derneği kalın plaka yazmış 4.000TL ceza kesildi şimdi Bakanlık açıklama yaptı onlar geçerli diyor.
Sosyal medyada videolar dolaşıyor: "Bas'ı söküyorum ama seçim arabaları bangır bangır geziyordu" gibi ironik tepkiler, "vatandaşı ezmekten başka bir şey değil" diyen siyasetçiler.
Devletin polisini gören ya köye kaçıyor yada kaza yapıyor.
Yani bizim çay ocağında berber dükkânında vatandaş ne edeceğini bilemez hale geldi.
Polise soracak oluyon plakaya bakıyor bu plaka APP diyor gel bakalım 140.000TL ceza yazacak oluyor uyanık sürücü plakasızlık cezasının bedelini soruyor 40.000TL deyince adam plakayı kopartıyor ve 140 binden kurtarıyor.
Bu değişiklikler, trafik güvenliğini ve gürültü kirliliğini azaltma amacını taşıyor olabilir; ancak ceza miktarlarının orantısızlığı, geçiş sürecinin yetersizliği ve uygulama sertliği, geniş kesimde "devlet vatandaşı cezalandırarak mı düzeltecek?" sorusunu doğurdu.
1 Nisan'a kadar APP plaka için yumuşama gibi adımlar atılsa da, ses sistemi ve modifiye cezalarında geri adım yok.
Vatandaşın bunalımı, sadece para cezasıyla sınırlı değil; özgürlük algısının daralması, günlük hayatın daha fazla denetlenmesi hissiyle derinleşiyor algısı hakim olmaya başladı.
Bende aracımda geri vitese takınca arka tarafı görmek istiyorum, bende rahat park edeyim, arka taraftaki dubayı mantarı göreyim diyorsun ve arka görüş kamerası taktırıyorsun senin araban orijinal değil eeee emekli maaşı ile togg da alamadım bu modeli alabildim benim sucum ne bende vatandaşım bende rahat park edeyim olmaz mı?
Yani anlayacağınız bu düzenlemeler, özellikle düşük-orta gelir grubunda büyük bir öfke ve çaresizlik yarattı.
Temennimiz bu karmaşıklığın düzeltilmesidir.
Türkiye'nin trafik kültüründe "kurallara uymak" yerine "yakalanmamak" mantığı hâkimken, bu tür ağır yaptırımlar ya caydırıcılık yaratır ya da daha büyük bir öfke biriktirir.
Bu cezalar gerçekten Türkiye de trafiği düzeltecekse cezaları keselim, ödenemeyen cezalara da seçimde af gelecekse vatandaş berberde çay ocağında o zaman ne diyecek!











