KANIMIZ İLE KAHRAMAN OLMAK
Çaycuma’nın samimi atmosferinde, bazen günlük koşuşturmacanın içinde en değerli şeyi unutabiliyoruz.
Bugün köşemi, sadece bir tüp kan değil, aslında bir "umut" olan, sizin bir ünite kanınız ile üç kişiye hayat veren kan bağışına ve Çaycuma’daki dayanışma ruhuna ayırmak istedim.
Çaycuma Cumhuriyet Meydanı’na ne zaman o kırmızı beyazlı Kızılay aracının yanaştığını görsem, ilçemizin o sessiz kahramanlarını düşünürüm.
Çoğumuz kan bağışını sadece acil bir durum yaşandığında, hastane koridorlarında o stresli "acil kan aranıyor" anonsunu duyduğumuzda hatırlıyoruz.
Oysa kan, saklanabilen ama üretilemeyen tek ilaç. 18-65 yaş arası, en az 50 kg, kronik hastalığı olmayan, son dönemde riskli durum yaşamamış herkes kan bağışında bulunabilir.
Bir damla kanın bile üç kişiye hayat verebildiği gerçeği, bu eylemi sıradan bir iyilikten çok daha öteye taşıyor.
Gerçek bir hayat kurtarma fırsatı yakalıyoruz.
Hayal edin, Çaycuma’da bir trafik kazası geçiriyorsunuz ya da bir yakınınız acil ameliyata alınıyor.
Hastane acil servisinde doktor “Kan grubu uyumlu stokumuz tükenmek üzere” diyor.
O an, stokların dolu olması sizin ya da sevdiğiniz birinin kurtuluşu anlamına geliyor.
Kış mevsimlerinde stoklar kritik seviyelere iniyor ve “kan yok” cümlesi duyulabiliyor.
Oysa Çaycuma Cumhuriyet Meydanındaki Kızılay kan aracının yanından geçerken on dakikamı ayırıp kan bağışı yapsam, aynı anda üç farklı insanın nefes almasına vesile olacağım.
Bunun yanında, kalp krizi riskinin azalacağını ve kan alımı sırasında ücretsiz yapılan taramalar sayesinde erken teşhis fırsatı vereceğini unutmamalıyım.
Kan bağışı ile Hem alan kazanır, hem veren kazanır; en önemlisi hayatta kalanlar kazanır.
Verdiğimiz bir ünite kan ile, bir annenin çocuğuna sarılmasını, bir madencinin evine dönmesini, bir gencin hayallerine devam etmesini sağlayabiliriz.
Bizler, "bir kahvenin kırk yıl hatırı vardır" diyen bir kültürden geliyoruz.
Peki, bir hayat kurtarmanın hatırı kaç yıl sürer. Hayat kurtarmak bizim kanımızda var. O zaman Cumhuriyet Meydanında o aracı gördüğünüzde vaktim yok" demek yerine, bir hayatın "vaktini" uzatmak için on dakikamı ayırayım diyelim.











