OKULLARDA SESSİZ BİRİKİMİN PATLAMASI!
Bu gün ülkemizde örgün eğitimde yaklaşık 18 milyon öğrenci bulunmakta.
Okul, çocuklarımızın geleceğini şekillendirdiği, sosyal beceriler kazandığı en masum alanlardır.
Bu gün yaşanan Şanlıurfa Siverek olayında onaltı yaralı ve okulun eski öğrencisi hayatına son verdi.
Ama biz çocuğumuzu ve öğretmenimizi okula gönderirken, fiziksel ve psikolojik zarar görme korkusu yaşamadan, özgür bir ortamda öğrendikleri ve öğrettiklerini yaşayan bir ortam olan okullara gönderiyoruz.
Herkes geçmişinden ders alır.
Bir okulda olay oldumu hemen bir suçlu aranır, sorular ve sorunlar sıralanır.
Okullar savunmasız, Öğretmenler hedefte, artık yeter, bıçakla, silahla okula giriliyor, güvenlik nerede?
Müdür nerede?, İlçe ve İl yöneticileri nerede gibi.
Okuldaki suç ve şiddet olayları, çevrenin bir yansıması değil midir?
Suçlu illa olayı yapan mıdır, suçluyu bu hale getirenler midir?
Artık “neden?” diye sormak yerine, “nasıl önleriz?” diye harekete geçme zamanı.
Çocuklarımızın geleceği buna bağlı.
Okullara yönelik saldırılar ise genellikle akran zorbalığının uzun vadeli sonucudur.
Toplum olarak, aile olarak, sosyal medya olarak okul dışından kaynaklanan suç, şiddet, saldırganlık, zorbalık, hırsızlık, akran zorbalığı, alkol, sigara ve uyuşturucu madde kullanımı, cinsel taciz gibi olayların medyadan düşmeyen bir toplum olduk.
Kültürümüzde olmayan her şeyi sosyal medyada görür ve yaşar hale geldik.
Akran zorbalığını, sigarayı, mafyayı, silahı, şiddeti nerde gördük.
Türk televizyonlarında hangi dizide mafya yok, lüks ev araba yok, geçim derdi yok, sigarası alkolsüz hayat yok, eşini aldatan erkek kadın yok.
Neyi görürsem onu yaşamak isterim ve çabuk adapte olurumcu bir toplum olduk.
Okulda bir öğretmen öğrencisine ses çıkartacak, tövbe tövbe adamı öğrenci velisi ne yapar sanki öğretmen bilmiyor.
Sendikaların uyarıları, uzman raporları yıllardır aynı şeyi söylüyor erken müdahale, yeterli kaynak ve kültürel değişim şart.
Artık bireysel tepkilerle yetinmeyip sistematik, kanıta dayalı önlemleri derhal hayata geçirmeliyiz.
Aksi takdirde “artık yeter” çığlıkları her yeni olayda daha da yükselecek.
Eğitim, şiddetin değil, umudun üretildiği yer olmalıdır.
Bu günkü Şanlıurfa olayından sonra bir veliye, öğrenciye, öğretmene, sendikacıya, yöneticiye, kahveciye, ev hanımına mikrofonu uzatın ve bizim ne yapmamız gerekli diye sorun herkes sorun çözümüne katkı sağlayacak cevabı size verecektir.
Biz her şeyi bilen bir toplumuz ama fiili hayatta çabuk unuturuz.
Okul, çocuklarımızın geleceğini şekillendirdiği, sosyal beceriler kazandığı en masum alanlar olmalı.
Okullarımızı korku yerine güven ve öğrenme mekânına dönüştürmek için çabalamalıyız.
Çocuklarımızı ve öğretmenlerimizi korumak, geleceğimizi korumak olduğunu hepimiz biliyoruz.
Bugün sessiz kalan yarın patlayabilir.
İstanbul Çekmeköy’de bir öğretmenin hayatını kaybettiği bıçaklı saldırı veya Şanlıurfa Siverek’teki silahlı olay, sadece “münferit” vakalar değil; sistematik bir sorunun patlama noktalarıdır.
Buna benzer bir olay yarın Çaycuma da Gökçebey de Devrek te olmayacağın garantisi var mı?
Çocuktur “yapar” demek yerine, her çocuğun yaşadığı olayı ciddiye almalıyız.
Ülkemizde yetmiş dörtbin okulun olduğu istatiksel bilgilerde yer almakta.
Peki, kim ne yapmalı?
Bu sorunun cevabını her resmi kurum bilir ve adımını atar inşallah, bu sayede benzer acıları minimize edebiliriz.
Biz hepimizin bildiği ama işimize gelmeyen kötü alışkanlıklarımızdan kurtulursak, çocuklarımıza örnek olabiliriz.











