Çocuk ve sorumluluk kelimeleri yanyana geldiğinde hepimizin aklına benzer cümleler geliyor olabilir.
Çocuklar sorumluluk almaktan çok keyif alırlar,
En basit bir görevi bile büyük bir ciddiyetle yerine getirmeye çalışırlar.
Örneğin; markete gittiğimizde elmaları o seçmek ister,
Babası arabayı yıkarken hortumu o tutmak ister,
Mutfakta kek yaparken yumurtayı kendisi kırmak ister.
Peki bu istek karşısında biz ne yapıyoruz?
Ket vuruyoruz.
Evet.
Bazen etraf kirlenir,
Kırar,
Döker,
Düşürür,
Yada çok uzun sürer düşüncesiyle veya belki de kıyamadığımızdan bir çok şeyi çocukların yerine hallediyoruz.
Bir çocuğa yapılabilecek en büyük kötülük hiç sorumluluk vermeden büyütmektir.
Çocuk dışarıdan gelince montunu kendisi asabilmeli,
Bunun için boyuna uygun bir askı yapıştırabiliriz.
Elini kendisi yıkayabilmeli,
Belki bir basamak edinebiliriz.
Çocuğumuzun tabağını,
Bardağını ulaşabileceği mutfak dolabına koyabiliriz mesela.
Ayakkabılarını kendisi giyebilsin diye evden 5 dakika erken çıkmak bize bir şey kaybettirmez ama çocuğumuza çok şey kazandırır.
Çocuğun yaşına ve gelişimine uygun sorumluluklar vermek;
Özgüvenini artırır,
Becerilerini geliştirir,
Okul ve meslek hayatında başarısını arttırır.
Sağlıklı bir yetişkin olmasına zemin hazırlar.
Çocuğumuzun yerine üstlendiğimiz görevler ona bir iyilik değil aksine kötülüktür.
Bu onu dış dünyaya hazırlamaz.
Sorumluluk sahibi yetişkinler istiyorsak,
Çocuklarımıza sorumluluk vermekten çekinmemeliyiz.
Sorumluluk sahibi olmak sadece yapılması gereken görevleri yerine getirmek değildir,
Sorumluluk sahibi bireyler aynı zamanda yaptıkları hataların da sorumluluğunu alıp arkasında durmayı bilirler.
Unutmayalım eğitim ailede başlar.
Bizlerin ebeveyn olarak görevi çocuklarımızı geleceğe kendine yetebilen birer yetişkin olarak hazırlamaktır.











