ÇAYCUMA SİYASETÇİSİNE ÇAY OCAĞINDAN HAYKIRIŞ
Toplumun siyasetçilere bakışını anlamak için en iyi yol, sokaktaki insanın çay ocağında yaptığı sohbetlere kulak kabartmaktır.
Çaycuma’nın bu günkü küçük çay ocakları tüm Türkiye'nin aynasıdır.
Orada çay kaşığı şıngırdarken, emekli amca, esnaf, genç işsiz; herkes siyasetçiden şikâyet eder ama seçim geldi mi yine oyunu verir.
Neden mi?
Çünkü umut, her zaman bir sonraki vaatle yenilenir.
Vaatlerin konuşma yerleri de değişti.
Altmış yaşına merdiven dayadım ilk kez bir Cuma namazının ezanı okunurken vatandaşın caminin içinde emekli maaşını tartıştığına şahit oldum.
“Halkın arasından çıkanlar bir gün halkın arasına dönecekler ve burada bizimle namaz kılacaklar, bize bu maaşı reva görenlere o zaman kimse onlara Sayın Vekilim, Sayın Başkanım demiyecekler, eskiden adı ne ise onunla hitap edecekler” cemaatten birisi sessiz olun demeden ezan bitti hele şükür.
Zonguldak insanı unutmaz.
Zonguldaklı bir de yüzüne karşı haykırır.
Eskiden haber gazeteden okunurdu vatandaşın yorumu duyulmazdı, şimdi sosyal medya var bir haber olay dakikada Türkiye gündemine gelebiliyor yani bir yanlış sözünüz sizi abad da berbat da edebilir.
Hani bir atasözümüz var "Zulümle abad olan adalet ile berbat olur".
Hele bu vatandaşın adaleti ise işte o zaman yolda kalırsınız.
Bu gün siyasi partilerin sosyal medyası da var vatandaşın ilgi ile izlediği ve yorumladığı, bizler Ankara siyasetini akşam ajanslarından dinliyoruz ama yerel siyaseti sosyal medyadan izliyoruz.
Soysal medyada kış ayı gelince paylaşımlar azalıyor çünkü düğünler bitiyor ya!
Siyasi partiler sosyal medyanız boş biz ülke gündemini ajanslardan Çaycuma gündemini sizin sosyal medyadan takip eden bir toplumuz.
Gocababam senet ile seçim günü çabuk gelir derdi.
Ben çalışırken emekliliği hayal ediyordum şimdi emekli oldum, sosyal medyam da her gün devletin hizmeti ile doluydu sen siyasetçi misin derlerdi, Devletin gönderdiği ödeneği vatandaşın bilgisine sunardım, vesile olduğum işin başında durur takip eder ve devlet adına reklamını yapardım.
Özel İdare Müdürlüğü icrai bir müdürlüktür eleştireni çok olur.
Altına yapılan yorumların çözümü içinde büyüklerime bilgi verirdim.
Ne dedik devlet büyükleri zaten yaptıklarını ajanslardan dinliyoruz, sayın vekillerimiz devlet adına yapılanları İlçelerde anlatıyor.
Vekillerin paylaşımlarının altına yapılan olumsuz yorumlar varsa bunun sorumlusu yerelde siyaset yapanlardır.
Daha az şov, daha çok hizmet.
Ankara’nın reklamını değil, yerelin reklamı yapmalıyız.
Ankara’dakinin reklama ihtiyacı yok.
Yerelde reklam yoksa güven sıfırın altına iner, demokrasi de çay ocağındaki çay gibi soğur.
Güncel anketler bu tabloyu netleştiriyor.
Kasım 2025'te yapılan araştırmalarda, halkın %76'sı siyasetçilere güvenmediğini söylüyor.
Güvenenler ise sadece %17 civarında.
Bu oran, yıllardır düşük seyrediyor; siyasetçiler, en az güvenilen kesim haline geliyor.
Çünkü verilen sözlerin çözüm süresi seçim yaklaştıkça kısalıyor.
Halk, siyasetçiyi "koltuk sevdalısı", "söz verip unutan", "kendi çıkarını düşünen" biri olarak görüyor.
Ekonomik sıkıntılar kapıdayken, emeklinin sessiz homurdanması camide sürerken, işsizlik sorunları büyürken; siyasetçi hâlâ polemik peşinde koşuyor.
Kim sosyal medyadan sen kimsin ki beni eleştiriyon hesabını sorabiliyor.
Hesap sorma zamanı gelince kafan dik durabiliyorsa, gönlün rahat olabiliyorsa en mutlu ve umutlu sensin.
Çaycuma daki adam soruyor "Bunlar bizim derdimizi ne bilir ki” dinlediyse ilgilendi ise rahat uyuyabildi ise yolu açık olur.
Ama umutlandırıp umudunu söndürdü ise vay haline.
Devlet geleneğinde, Devlet verdiği sözün arkasında durur.
Durulmayan sözler notlarımızda mevcut.
Medya takibi raporları da benzer bir resim çiziyor.
2025 yılı boyunca en çok konuşulan siyasetçiler hep aynı isimler: Siyasi Partilerimizin liderleri Erdoğan, Bahçeli, Özel... ama konuşulmak, sevilmek anlamına gelmiyor.
Sosyal medya ve haberlerde görünürlük yüksek, fakat bu görünürlük çoğu zaman eleştiriyle dolu.
Halk, "Eskiden sağ-sol belliydi, şimdi herkes aynı kapıya çıkıyor" diyor.
Peki umut yok mu?
Var elbet.
Gençler arasında bazı yerel isimler beğeni topluyor, ama genel tablo karamsar.
Halk, siyasetçiden samimiyet, hesap verebilirlik ve gerçek çözüm bekliyor.
Çay bardağını doldururken söylenen o cümle her şeyi özetliyor: "Bunlar bizi düşünüyor mu sanıyorsun?
Ama başka çaremiz yok ki...Çay ocağında oraletini yudumlayan bir amca, "Bak oğul bu şehirde yüksek sesle konuşan azdır, unuttuğundan değil yediği kazıktandır" diyor.
Bu sözü ben Çaycuma da çay ocağında yaşlı amcaya iki defa tekrar ettirdim ancak not alabildim.
Ne büyük nasihat.
Bazen nasihatler güçlüdür ancak onu almayı bilmeyen yiyeceği gerçek kazığı beklemeye başlar ki zamanda geçerse, iş işten de geçer.
Ondan sonra size isminiz ile hitap ederler.
Verdiğiniz umut bir başkasının umutsuzluğu olmasın.
Bir daha tekraren yazmak istedim.
Devlet geleneğinde Devlet verdiği sözü tutar.











